HaberlerÜniversiteler İçin Sınaî Mülkiyet Politikası Oluşturmaya Odaklandık


Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan; “Patentlerin ticarileşmesi konusunda etkin işleyen bir üniversite-sanayi iş birliği mekanizması kurulması ve her üniversite için patentleri de kapsayan bir sınaî mülkiyet politikasının oluşturulması öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.” dedi.

Asan konuşmasına şöyle devam etti: Ekonomik kalkınmada etkili olan bilginin üretilmesi, paylaşılması, ürün ve hizmete dönüşmesi süreçlerinde sınaî mülkiyet sistemi, koruma ve bilgi sağlama boyutuyla önemli bir teşvik sistemi olarak karşımıza çıkıyor. Sınaî mülkiyetin en önemli bileşenlerinden biri olan patent koruması ve patent sistemi de bilginin paylaşılmasını ve yeniliklerin sürekliliğini mümkün kıldığı gibi bilginin yayılmasını, çoğalmasını ve yeni fikirleri üretenlere belirli koşullarda ayrıcalıklar tanınmasını sağlıyor. Türkiye'de sınaî mülkiyet alanında gerçekleştirilen ilk düzenlemeler 19'uncu yüzyıla kadar uzanıyor. 1994 yılında Türk Patent Enstitüsü'nün (TPE) kurulmasının ardından 1995 yılında çıkarılan KHK’lerle sınaî mülkiyet mevzuatının yenilenmesi ve 2000 yılında Türk Patent Enstitüsü'nün Avrupa Patent Organizasyonuna üye olması, Türkiye'de uluslararası standartlarla uyumlu bir sınaî mülkiyet yapısı oluşturulması açısından önemli gelişmeler olarak sayılabilir. Ar-Ge ve İnovasyon sürecinin verimliliği ve sürekliliği açısından artık ticarileşen patentlerin, küresel markaların, özgün tasarımların sayısını artırma ve katma değeri yüksek, nitelikli başvuruların çoğalması yönünde önlemler almamız gerekiyor. Bu nedenle patentlerin ticarileşmesi konusunda etkin işleyen bir üniversite-sanayi iş birliği mekanizması kurulması ve her üniversite için patentleri de kapsayan bir sınaî mülkiyet politikasının oluşturulması öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. 

Kanun Tasarısı Hazırladık 
TPE, düzenleyici kurum olarak sınaî mülkiyet sistemini daha etkin hale getirecek önlemleri almaya yönelik sistemde değişiklikler öngören bir kanun tasarısı hazırladı. Kanunla, sınaî mülkiyet mevzuatının uluslararası anlaşmalarla getirilen yeniliklere uyumunu sağlamak, uygulamada ortaya çıkan sorunlara çözüm getirmek, sınaî mülkiyet mevzuatının suç ve cezalara ilişkin hükümlerini kanunla düzenlenmek suretiyle Türk Ceza Kanunu'na uyumunu sağlamak ve TPE'nin kurumsal kapasitesini güçlendirmek amaçlandı. Tasarıda, üniversite mensuplarının buluşlarındaki hak sahipliği yeniden düzenlenerek, buluşlarda hak sahipliğinin üniversiteye verilmesi, ancak bunun yanında buluştan elde edilecek gelirin en az üçte birinin öğretim üyesine verilmesi öngörüldü. Birçok ülkede başarılı bir şekilde uygulanan bu sistemle, üniversite öğretim üyelerimizin buluşlarını koruma ve ticarileştirme konusundaki sıkıntılarının giderilmesi, üniversitelerden daha fazla patent başvurusu yapılması ve buluşların reel ekonomiye kazandırılması sağlanmış olacak. 

Diğer taraftan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun kararı kapsamında TPE'ye verilen yerli patentlerin lisanslanmasını teşvik edecek politika araçlarının geliştirilmesi' görevi doğrultusunda, sınaî mülkiyet haklarının ticarileştirilmesine yönelik teşvik ve destek verilmesi, sınaî mülkiyet haklarının ticarileştirilmesi ile ilgili bilgilerin temin/tasnif edilmesi ve teknoloji transferi platformu oluşturulması şeklinde üç ana başlık altında çalışmalar sürdürülüyor. 

Patent, Ölçüm Yapmayı Kolaylaştırır 
Sınaî mülkiyet araçları özellikle patentler, Ar-Ge ve İnovasyon sürecinin en önemli girdileri ve en ölçülebilir çıktıları olma özelliğini taşır. Patent verileri yatırımların verimliliğinin tespit edilmesini kolaylaştırmaları açısından ayrı bir değer ifade etmekte. Ar-Ge çalışmasının başlangıcında, ilgili teknolojinin mevcut durumunun net bir şekilde anlaşılması gerekir. Araştırmacılarımızın tekniğin bilinen durumunun tespitinde ve mevcut teknik problemlere yönelik olarak üretilecek yeni buluşlarda, patent dokümanlarında yer alan bilgilere başvurmaları, emeklerinin ve harcamalarının karşılığını alabilmeleri açısından son derece önemli. Bilim ve teknolojinin gelişimiyle, ülkelerin ekonomik büyümeleriyle, firmaların kârlılık ve pazar paylarıyla, özellikle ürün ve hizmete dönüştürülerek kullanım hayatına aktarılan patentler arasında sıkı bir ilişki var. ArGe harcamaları için bütçeden aynlan paylar ve Ar-Ge faaliyetlerinin birer çıktısı olan patentlerin ticari hayata aktarılabilirle oranları büyüdükçe ekonomik getiriler de artıyor. Ar-Ge çalışmaları ve yenilikçi aktivitelerin, dolayısıyla patent/faydalı model başvurularının yeteri kadar yüksek olmadığı sektörlerde ihracat, ciro, üretim değeri, katma değer gibi ekonomik göstergeler yüksek olsa dahi orta ve uzun vadede firmaların küresel anlamda rekabet edebilmeleri oldukça zor. 

Sınaî Mülkiyet Başvuruları Son 10 Yılda Üç Kat Arttı 
Türkiye'de son dönemde Ar-Ge faaliyetlerine ve yatırımlara daha fazla kaynak ayrılması yönünde çalışmalara hız verildi. 2008 yılında çıkarılan 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanun, kamunun Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine sağladığı desteklerin daha etkin ve sistematik hale getirilmesi acısından önemli bir adım oldu. Türkiye'nin son yıllarda göstermiş olduğu ekonomik performansın açıkça ortaya koyduğu gibi sınaî mülkiyet başvuruları son 10 yılda, yaklaşık üç kat arttı. 

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı'nın 11 Aralık 2012 tarihli raporuna göre ulusal düzeyde sınaî mülkiyet verilerine göre Türkiye, sınai mülkiyet başvurularının toplamında genel sıralamada 9'uncu, patent başvurularında 17'nci, marka başvurularında 6'ncı ve tasarım başvurularında 5'inci sırada yer alıyor. Öte yandan Türkiye, ulusal patent başvurularında Avrupa'da 9'uncu, marka başvurularında Vinci ve tasarım başvurularında 2'nci sırada bulunuyor. Son iki yıl içinde patent başvuru sayısında yaklaşık olarak dünya genelinde yüzde 7,5 civarında artış gözlenirken, bu oran Türkiye'de ortalama yüzde 20 olarak gerçekleşti. 1998–2002 döneminde yerli patent başvurularının oranı yüzde 10 iken 2008–2012 arasındaki beş yıllık dönemde yüzde 40'a ulaştı. Son 15 yılda yabancı patent başvuruları iki kat artarken, yerli patent başvuru sayısı 10 kat arttı. Son beş yılda alınan toplam patent, faydalı model belgeleri içindeki yerli oranı yüzde 33 oldu. 
                                                                                                                                                                   
Türkiye ekonomisinin, 2023 hedefleri doğrultusunda arzu edilen noktaya gelebilmesi için, 50 bin yerli patent başvurusu, Türk tasarımı imajının dünyada yerleşmesi, GSMH'nin yüzde 50'sine denk gelen fikri ürün portföyünün oluşması ve 10 küresel marka gibi sınaî mülkiyet hedeflerinin gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada tüm kesimlerin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Kamu, özel sektör ve üniversiteler arasında kurulacak etkin bir iletişim ve bu çerçevede geliştirilecek olan muhtemel iş birlikleri son derece önem arz ediyor. 

HİZMETLERİMİZ

Marka, Patent ve teknolojik gelişmeler hakkında güncel haberleri takip edin...

MarkArt

Marka Bulma
Sanatı...
Bilgi Al

Marka

En Değerli Mülkünüz Markanız...
Bilgi Al

Patent

Patentle daha çok kazanın!
Bilgi Al

Coğrafi İşaret

Şehriniz
Değeriniz Olsun!
Bilgi Al

Tasarım

Farkınız, tasarımınız!
Bilgi Al

Marka Değerleme

Ölçülmeyen değer,
büyüyemez!
Bilgi Al

Marka

En Değerli Mülkünüz Markanız...
Bilgi Al

Patent

Patentle daha çok kazanın!
Bilgi Al

Coğrafi İşaret

Şehriniz
Değeriniz Olsun!
Bilgi Al

Endüstriyel Tasarım

Farkınız, tasarımınız!
Bilgi Al

Marka Değerleme

Ölçülmeyen değer, büyüyemez!
Bilgi Al

MarkArt

Marka Bulma
Sanatı...
Bilgi Al