Hakan Özcan

Uzman GörüşleriPatent Başvuru Sayılarının Az Olmasının Nedenleri


Bir ülkenin yeniliklere açık olup olmadığını öğrenmek istense patent sayılarına bakmak yanlış olmaz herhalde. Bu durum işletmeler içinde geçerli kabul edilebilir. Yenilikçiliğin birebir ölçüm kriteri patent başvuru sayıları alınmış olsa hata yapılmaz diye düşünüyorum.

Patentler bir buluşun ticari olarak kullanımını engelleyen bir kavramdır. Bir patent başvurusunun elde edilebilmesi için öncelikle ortada bir buluşun olması gerekir. Buluş ise insan tarafından ortaya konabilir. Buluş patent alınmak istendiğinde işletme çoğu kez bir patent vekili ile çalışmayı tercih eder. Doğru olanda budur. Her konunun kendine göre uzmanlığı ve püf noktaları vardır. Daha sonra Türk Patent Enstitüsü ile vekil ve buluşçu arasında bir süreç başlar. Bu süreç olumlu sonuçlandığında Patent belgesi alınır. Herhangi bir taklit durumunda mahkemeye başvurulur. Mahkeme özel ve teknik bilgi gerektiren durumlarda bilirkişiye başvurur, bilirkişinin yönlendirmesiyle hakim karar verir. Hakimin kararıyla hak yerini bulur.

Dikkat edilirse patent başvurusu başlangıcından sonucuna kadar, buluşçu, başvuru sahibi, Vekil, Türk Patent Enstitüsü, Mahkeme, Bilirkişi gibi altı unsurdan etkilenmektedir. Patentlendirme aşamasında bu altı ana unsurun paralel gelişimi sağlanmalıdır. Her unsur diğeriyle aynı önemdedir. Bir konunun diğerlerinden geri kalması düşünülemez. Eğer geri kalırsa Patentlendirme sürecinin zarar göreceği kesindir. Gerçektende ekonomik değeri olan ve patent almış bir başvuru ile ilgili mahkeme aşamasında liyakatsiz bir bilirkişinin hatalı düzenlediği rapor, buluşçu veya başvuru sahibinin zarar görmesi anlamına gelmektedir.

Bu yazının konusu buluşçu kavramıdır. Ortada bir buluş yok ise başvuruya konu olacak herhangi bir patentte olmayacaktır.

Ülkemizde buluş sayısının çok olmamasının sebepleri somut ve soyut sebepler olmak üzere ikiye ayrılabilir. Somut sebepler yukarıda bahsedilen kavramların etkilediği unsurlardır. Soyut sebep ise kültürel sebepler olup daha çok buluşçu üzerinde tesir bırakmaktadır.

Birçok soyut sebebin içerisinde iki tanesi gerçekten araştırılmaya değerdir. Bu iki unsur Türkiye’de patent başvuru sayılarını da etkilemektedir. Somut nedenler ise yazımızın sonunda bir liste halinde verilecektir.
Bu ikisi ;     1- Bilgisizlik, (Bilgi edinme ihtiyacı olmaması)
                  2- Önemsememe (merak duygusunun uyandırılamaması) olarak sıralanabilir.

Üniversitelerimizden mezun olan bir çok gencimiz, özel bir ilgi ve merak duymamış ise patent kavramının detaylarından habersiz olarak mezun olmaktadır. Hâlbuki teknolojinin son durumu ile ilgili güncel bilgilerin %80’i patent dökümanları arasında yer almaktadır. Mevcut bu durum tespit edilmiş olacak ki, ilköğretim kitapları içerisinde sınai mülkiyet kavramlarıyla öğrencileri tanıştırmak için 2007 yılında Türk Patent Enstitüsü Milli Eğitim Bakanlığı’yla ortak bir proje yürüterek ders kitapları içerisinde sınai mülkiyetin tanıtılması için eklemeler yapmaya karar vermiştir. Bu bir ilktir, faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Yine mevcut eğitim sistemimizde gençlerin büyük çoğunluğunun kabiliyetli oldukları alanlarla ilgili yönleri törpülendiğinden, merak kavramı uyandırılamadığından, araştırmacı ruh aşılanamadığından, dünyada olan bitenlere karşı kayıtsız kalındığından buluş faaliyeti özendirilememektedir. Buluş faaliyetinin özendirilmesi ve artırılması için son zamanlarda televizyonlarda ödüllü programlar düzenlenmektedir. Bununda faydası olacaktır fakat köklü çözüm değildir.

Çözümün nasıl olacağı aslında sosyologların konusudur. Türk milletinin kendine olan özgüveni kayıptır. Bu özgüvenin tekrardan kazanılması gerekmektedir. Fakat anladığımız kadarıyla bu iş çok kolay bir iş değildir. Son zamanlarda inovasyon kavramı altında birçok kuruluşun çabaları takdire şayandır. Özellikle kamu kuruluşlarının lokomotif görev yaptığını ve bu çabayı desteklediğini görmek ayrıca sevindiricidir. Teknopark, Teknokent, ar-ge merkezleri bunların somut göstergeleridir.

Somut sebeplere gelince aşağıdaki başlıklara göre bir çok şey uygulanabilir.

Buluşçulara yönelik yapılması gerekenler,

  1. Başvuru esnasında kişi, KOBİ ve A.Ş. başvuruları arasında eşit ücret uygulaması aslında eşitsiz, dengesiz bir muameleyi ortaya koymaktadır. Başvuru sahibi bir üniversite öğrencisinden de ve yine başvuru sahibi bir Anonim Şirketinden de veya KOBİ firmasından da aynı ücretler alınmaktadır.
  2. İşçi buluşları kavramı olması gereken gibi işletilmemektedir. İşçi buluşlarında çoğu kez bir işçi tarafından ortaya konulan buluş başvuru yapan firma sahipleri adına gösterilmektedir. Bu konuda sendikaların tavrı ise gerçekten şaşırtıcıdır.
  3. Halka, buluş ve buluşçuluk kavramları ile ilgili bilgi ve gelişmeler süreklilik arz eden organizasyonlarla aktarılmalıdır.
  4. Kullanıcıları veri içerisinde boğmayan, sıhhatli bir patent araştırması yapmak için alt yapı oluşturulmalıdır.
  5. İlkokuldan başlayarak üniversitenin bitimine kadar kişilerin derin bir patent bilgisi edinebileceği bir müfredatla, patentin teknik ve hukuki konularında bilgi sahibi olabilecekleri öğretim sistemi uygulanmalıdır.
Başvuru sahibi açısından
  1. Maliyetler mümkün olduğu kadar aşağıya çekilmelidir.
  2. Teşvikler tek elden ve bürokrasi olmaksızın kolaylıkla kullanılabilmelidir.
  3. Satış sonrası hizmet ve satış sonrası servis birimlerinin ar-geyi desteklemesi, mümkünse müşterinin direk olarak AR-GE ile görüşüp konuşabileceği bir organizasyon yapısı kurulmalıdır.
  4. Rakiplerin ve sektörün koruma süresi biten başvurular düzenli olarak listelenip yararlanılabilir.
Vekillere yönelik yapılması gerekenler,
  1. Vekil yeterlilik imtihanını kazanan kişilere mesleğe başlamadan önce eğitim verilmelidir.
  2. Vekillerle süreklilik arz eden toplantılar yapılarak sistemin iyileştirilmesi sağlanmalıdır.
Türk Patent Enstitüsü
  1. Sıhhatli patent araştırma yapısı kurulmalıdır, patent araştırma yöntemleri geliştirilerek kişileri veriye boğmayan, yabancı kaynaklı patent başvurularını Türkçe olarak incelemeye fırsat veren, dökümanın tümü üzerinde araştırma yapmaya imkan veren bir patent araştırma programı hizmete sunulmalıdır.
  2. Araştırma ve inceleme raporlarının Enstitü bünyesinde yapılabiliri hale gelmelidir.
  3. Marka, tasarım ve patent kanun hükmünde kararnamelerinin birbiriyle uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.
Mahkeme
  1. İhtisas mahkemelerinin ülke sathında hızlı bir şekilde yaygınlaştırılarak tüm patent davalarının bu mahkemelerde görülmesi sağlanmalıdır.
  2. Mahkemenin sürüncemede kalmaksızın hızlı bir şekilde karar verebilmesi için gerekli alt yapılar oluşturulmalıdır.
Bilirkişi
  1. Bağlı bulundukları odalar ve Türk Patent Enstitüsü işbirliğiyle eğitimlere tabi tutulmalı, bu eğitimleri bitirerek patent konusunda bilirkişilik yapmalıdırlar.
  2. Bilirkişiler zorunluluk olmamakla birlikte tercihen patent vekili olmalıdırlar.
Üniversiteler
Yukarıda verilen kavramların tümüne insan kaynağı eğitim kurumları tarafından hazırlanmaktadır. İnsan kaynağı en büyük dinamiktir. Bunun elde edilmesi için ilköğretim ve üniversitelerin önemi büyüktür. Üniversitelerde mevcut durumdan sorumluluklarının olduğu bilinciyle konuyu ele almalı ve projeler geliştirmelidir.
 


Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Marka, Patent ve Tasarım Tescili başta olmak üzere, Sınai Mülkiyet Haklarına ilişkin tüm işlemlerinizde Destek Hep Yanınızda…

HİZMETLERİMİZ

Marka, Patent ve teknolojik gelişmeler hakkında güncel haberleri takip edin...

MarkArt

Marka Bulma
Sanatı...
Bilgi Al

Marka

En Değerli Mülkünüz Markanız...
Bilgi Al

Patent

Patentle daha çok kazanın!
Bilgi Al

Coğrafi İşaret

Şehriniz
Değeriniz Olsun!
Bilgi Al

Tasarım

Farkınız, tasarımınız!
Bilgi Al

Marka Değerleme

Ölçülmeyen değer,
büyüyemez!
Bilgi Al

Marka

En Değerli Mülkünüz Markanız...
Bilgi Al

Patent

Patentle daha çok kazanın!
Bilgi Al

Coğrafi İşaret

Şehriniz
Değeriniz Olsun!
Bilgi Al

Endüstriyel Tasarım

Farkınız, tasarımınız!
Bilgi Al

Marka Değerleme

Ölçülmeyen değer, büyüyemez!
Bilgi Al

MarkArt

Marka Bulma
Sanatı...
Bilgi Al